Gürültülü Sessizlik – İkiz Alev · Tutkuyla Yeniden Doğuş

Eğer böyle hissediyorsan yapabileceğim bir şey yok sanırım. Sen de çok iyisin ve en güzel şeyleri hak ediyorsun. Kendine iyi bak.

Aldığım bu mesaj karşısında ne yapacağımı şaşırmıştım.

Ne bekliyordum ki?

Kendini açıklamasını, sebep sunmasını ya da beni kaybetmemek için çabalamasını mı?

Yapmadı.

Her şeyin bittiğine inanmak istemiyordum.

Vücudum artık uyuşuk değildi.

Yanıyordu.

Kalbim, bedenim, ruhum…

Hayır, diyordum.

Bitemez. Bitmemeli.

Ona durmadan mesajlar göndermeye başladım.

Hiçbirine cevap vermiyordu.

Sessizlikten nefret ediyordum.

Hatta bir kez ona bunu söylediğimde Merak etme, benim çenem çok düşük. Sıkılabilirsin bile konuşmamdan, demişti.

Peki ya şimdi?

Neden beni bu gürültülü sessizliğin ortasında bırakmıştı?

Özür dilerim. Lütfen konuşalım. Bu hikâye böyle bitemez, yazdım.

En sonunda bir cevap verdi, Eğer bitemeyeceğine inanıyorsan neden ‘Bir daha konuşmayalım.’ dedin?

Kaybetmekten, terk edilmekten korktum.

Diyemedim.

İlk karşılaşmamızdan önce bir kez mesajlarında soğukluk hissetmiştim.

Şu an konuşmak istemiyorum. Biraz sessiz kalalım mı? yazmıştım.

Olur tabii ki. Ama ne zaman konuşmak istersen buradayım, demişti.

Aynı günün gecesinde Tamam sessiz kalalım. Ama küs müyüz? Öğrenmeliyim, yazdı.

Bu olayı kastederek Daha önce de buna benzer bir şey yapmıştın. Hadi tamam, kırılmış olabilirsin diye düşünüp adım attım. Ama bu sefer hayır. Bu ikinci oluyor ve anlıyorum ki bu bir davranış şekli. Kendi yokluğunla beni tehdit ediyorsun. Ve ben bunda yokum. Gerçekten yokum, yazdı.

Ağlıyordum.

Bu yazdıklarından sonra yine sessizlik.

Kocaman bir sessizlik.

Bir arasam, konuşsak. Kendimi anlatsam… yazdım.

Şuan olmaz. Yemekteyim, dedi. O gece de bir daha mesaj göndermedi.

Hayır.

Olamazdı.

Hayatımda ilk kez evimde gibi hissetmiştim.

İlk kez birine aittim.

Gitmesine izin veremezdim.

Hem güzel şeyler çaba gerektirmez miydi?

Bir uçurum kenarında, yaprakları dökülmüş o büyüleyici çiçeği, rüzgârdan korumak istiyordum…

9