O, akşama doğru partiye geçmişti. Ben de arkadaşlarımla dışarıdaydım.
Ona keyfinin nasıl olduğunu sordum. Partiden bir fotoğraf gönderdi. Fena değil, yazdı.
Neden sadece fena değil? Çok mutlu olmanı isterim, dedim ben de.
O gece bir daha mesaj göndermedi.
İlk defa bu kadar ihmal edildiğimi hissetmiştim.
Partide olduğunu biliyordum. Ama arada bir yazmak bu kadar zor muydu gerçekten? Ya da en azından Partideyim, yazamayacağım, demek.
Tüm uzaktan iletişimlerimizde her gün saatlerce mesajlaşıyorduk. Bulunduğumuz ortamları umursamıyor, sadece birbirimize odaklanmayı seçiyorduk.
Alıştığım buydu.
Peki ne değişmişti şimdi?
Norveç seyahati, toplantılar, iş yemekleri.
Hiçbiri iletişimimizi aksatmamıştı.
Bu sessizlik nedendi?
O gece arkadaşlarıma durumu anlattım.
İki farklı görüş vardı. Bazıları Seni alıştırdığı şekilde devam etmeliydi. Partide de olsa yazabilir. Bir mesaj göndermek birkaç saniyesini alır, diyordu.
Diğerleri Bırak eğlensin. Bir akşam mesaj göndermese ne olur? diyordu.
Bense sadece anlamıyordum.
Mesajımı görüp cevap vermemeyi anlamıyordum. Çünkü biz birbirimiz için adeta ölüyorduk.
Ertesi sabah mesajıma geri döndü. Dün gece fena değil diyerek hafife almışım. Parti çok iyiydi, yazdı.
Bana nasıl olduğumu sormadı. Sohbeti sürdürmek için de herhangi bir şey yapmadı.
Bir şeyler ters gidiyordu.
Sanki onu kaybediyordum.
Acaba artık beni istemiyor muydu?
Delice kıskanıyordum.
Orada biri mi vardı?
Dikkati mi dağılmıştı?
İlgisinin azaldığını hissetmek beni hırçınlaştırmıştı. Ama ona belli etmemeye çalışıyordum.
Vücudum ısınmaya, uyuşmaya başlamıştı.
Aklımdan çıkmıyorsun, yazdım.
Benzer şekilde hissetmek ne güzel, diyerek karşılık verdi.
Hatta artırıyorum. Şimdiden özlemiş bile olabilirim, dedim.
Özlem mesajıma cevap vermedi. Akşam yemeği çıkışı, yazdığı bir fotoğrafını gönderdi.
İlk buluşmamızda verdiğim hediyeyi takıp takmadığını merak ediyordum. Fotoğrafı tekrar göndermesini rica ettim.
Cevap gelmedi.
Akşam üzeri altı gibiydi.
Tüm o gece ve ertesi gün akşamüstüne kadar mesaj gelmedi.
Ertesi gün dayanamayıp Her şey yolunda mı? yazdım. Kıskanmanın yanında iyi olup olmadığını da merak ediyordum.
Beş dakika sonra Yolunda yolunda. Dünkü parti çok hızlıydı. Ayılmaya çalışıyoruz, yazdı.
Yine beni sormaması, sohbeti sürdürmemesi artık beni çıldırtmıştı.
Tatilde unutuldum sanırım. Mikonos 1 – Ben 0, yazdığım esprili bir mesaj gönderdim. Hislerimi belli etmemeye çalışıyordum.
Gördü.
Cevap yok.
Yatağa uzandım.
Beni istemediğini, bittiğini düşündüm.
Onu kaybettiğimi.
Ağzım, vücudum uyuşmuş bir şekilde tavana bakıyordum.
Sonrasını düşünmeden, sorgulamadan…
Yapmak zorundaymışım gibi, uyuşmuş ellerimle ona yazdım,
Bu görmezden gelinme hoşuma gitmedi.
Çok iyi birisin. Umarım hep mutlu olursun.
Bir daha seninle konuşmak istemiyorum.
Kendine iyi bak.