İkiz Alevimi Çok Özlüyorum

Ne söylesem bilmiyorum.

Yakınında hissettiğim her an… aslında en uzaktayım.

Ben sabır göstermek istemiyorum.

Sabretmenin bu ayrılığa çözüm olmadığını biliyorum.

Acı çekmiyorum artık.

Ama sana olan aşkımın varlığı her saniye benimle.

Dün bir anda fotoğrafın çıktı karşıma. Hiç olmayacak bir şekilde hem de.

Kocaman bir kahkaha vardı yüzünde.

Donup kaldım. Ekrana baktım.

Öyle özlemiştim ki seni.

Öyle vurmuştu ki özlem son günlerde.

Sana olan özlemim kalbimden taşıp beni yakmaya gelirken yine, inanılmaz bir eş zamanlılıkla karşıma çıktı fotoğrafın.

Tam on ay sonra yüzünü gördüm.

Acaba yüzünü unuttum mu? diye düşünüyordum birkaç gün önce.

Fotoğrafa bakınca Hayır, dedim.

Her şey tam da hatırladığım gibi.

Gözlerin kısılmış gülüyordun.

Zihnim hemen Bak, mutlu işte. Görüyor musun? dedi sessizce.

Dedim Çok mutlu olsun. Üzülmesin hiç...

Gözlerimden yaşlar aktı bunu söylerken.

Bu sevginin gücüne ne zihnim ne bedenim dayanabiliyor.

Aylardır durmayan gözyaşlarım da dengelenmemin bir yolu.

O kadar özlemiştim ki seni, fotoğrafını görmek bana seni yaşamak için bir fırsat verdi.

Dokundum ekrana.

Sevdim yüzünü. Öptüm.

Utanmadım bunu yaparken. Gocunmadım da.

Neler yaşadığımı ben biliyorum.

Tam on ay sonra fotoğrafın bir hediye gibi geldi önüme.

Yaşadığım enerjisel boyuttaki süreçlere, gözümün gördüğü bir gerçeklik olarak geldi.

Fotoğrafını severken Hep böyle gül bir tanem, dedim. Hep böyle mutlu ol.

Bir yandan da zihnim benimle konuşuyor. Bak, o hayatının akışında, diyor bana.

Fark ediyorum düşünceleri.

Elimden geldiğince bedenime geri dönüyorum.

Düşüncelerimin içinde acılar… anılar var.

Düşüncelerimin içinde yaralarım var.

Geçmişe dönmek istemiyorum.

Seni seviyorum. Çok seviyorum.

İki elimle yüzümü kapattım ağlıyorum.

Bu hikâye için akacak gözyaşlarımın daha bitmediğini görüyorum.

Bir an geliyor. Huzurluyum. Evrenin akışında yüzüyorum.

Sonra bir an geliyor. Özlemin gücüne dayanamıyorum. Ağlıyorum.

Hangi kelime kaldı ki sana olan aşkımı anlatacak?

Bence ne kelime kaldı aşkımı anlatacak. Ne de ben kaldım.

Fotoğrafını görmek başta iyi geldi ama. Sonra zihnim olur olmaz düşünceleri önüme sunmaya başladı.

İzliyorum düşünceleri sakince. Ama anlayamadım neden? Neden böyle?

Bu aşkın zihnime olan etkisi ne?

Zihnimin, bu aşka olan hassasiyetimde kendinde bulduğu güç ne?

Çünkü ben öğrendim seni sevmeyi.

Öğrendim bir insanı severek büyümeyi.

Öğrendim kalbimin her seferinde bu kasırgadan güçlenerek çıktığını.

Herkesin kendi yolu olduğunu biliyorum. Bana hizmet etmeyen tüm duygulardan arındım.

Bu yüzden safça seviyorum seni.

Belki de zihnim bu yüzden şaşkın.

Belki de bu yüzden bana sert atıyor adımlarını.

Hiçbir düşünce olmadan. Hiçbir beklenti olmadan.

Karşındakinin sadece iyi ve mutlu olmasını istemek. Senin yanında olsa da olmasa da.

Bu mu düşüncelerimin hızlanmasının sebebi?

Tüm evren benimle.

Kuşlar benimle.

Kalbim hem yorgun hem sevgiyle dolu.

Yaşam enerjim akıyor ellerimden.

Ruhumun suları bulanık değil artık.

Seni sevmekten yoruldum. Belki de bu yüzden olacaklara teslim oldum.

Yorgunum…

Seninle olan her anımı çok özlüyorum.

Tüm duyguları yaşamak istiyorum özgürce.

Sana olan tüm hislerimin beni daha da büyüttüğünü biliyorum.

Özlemime yeni bir çözüm buldum.

Oturup yanımdasın gibi seninle konuşup anlatıyorum içimdekileri.

İçimdeki seni anlatıyorum sana.

Anlat anlat bitmiyor.

Tamam, diyorum kendime.

Güçlüsün bak artık. Yaşam enerjini geri kazandın. Kendini geri kazandın.

Ama seni çok özlüyorum. Bu ne olursa olsun değişmiyor.

Özlemin benden taştığı anlarda, ses kaydını açıp başlıyorum konuşmaya.

Ağlıyorum seninle. Bazen de gülüyorum.

O kadar konuşmak istiyorum ki seninle.

O kadar anlatmak istiyorum ki kendimi.

Aylar oldu kimseyle konuşmuyorum.

Seninle karşılaşmak ruhsal uyanışımın kapısını araladı. Yalnızlığımla uyanıyorum gerçeklere.

Ama sen…

Bir tek seninle konuşmak istiyorum. Bir tek sana anlatmak.

Seninle ayrılığımızın başından beri küçük kumru kuşları yanımdalar.

Böyle sanki beni gözetliyor gibi yanıma geliyorlar.

Bu son günlerde daha da sık geliyorlar olduğum yerlere.

Geçen gün yine seninle konuşup ağlarken, ayağa kalktığımda kapının önünde olduklarını gördüm.

İki tane küçük kumru.

Bir hıçkırık daha eklendi o anda göğsüme, yaşlarıma.

Evren benimle.

Doğa benimle.

Teslim oldum.

Her şeyin olması gerektiği gibi olacağına inanıyorum.

Ama kabul ediyorum. Bazen çok zorlanıyorum.

Seni hissedip konuşmamaya çok zorlanıyorum.

Üzülmüyorum da artık. Şimdi yazarken de akan gözyaşlarım üzüntüden değil.

Çok sevmekten. Çok sevip, çok özlemekten.

Bir çözüm de buldum sonuçta.

Sen yanımda olmasan da ben oturup seninle konuşuyorum.

Seni alıp istediğim yere götürüyorum. Şakalar, espriler bile yapıyorum.

Belki de bu yüzdendir.

Öyle varsın ki hayatımda.

Bir anda hiç olmayacak şekilde bir fotoğrafın bile çıktı karşıma.