Üzgünüm zihnim.
Hissetmek çok güzel.
Her nefesim birbirinden farklı ve bu yalnızca o ana özel.
Gözlerimi kapattığımda dinginleşirim.
Endişelerin bittiği yerde yeni bir dünya belirir.
Olur zihnimin içinde sanki bir devrim.
Nasıl bu kadar güzel olabilir bedenin ötesi?
Telaşın olmadığı ana dalmak için, sadece bir nefes al, derin.
Basit görme nefesini.
Basit görme hissetmeyi.
Zihindir; yalnızca kompleks olanı görür değerli.
Fakat eğer olmasa nefesin, kalır mı gerisinin bir önemi?
Tıpkı bir yol arkadaşı gibi takip et nefesini.
Kendinle baş başa kal.
Kalbinin atışına ortak ol.
Yaşamının eşsizliğini deneyimle.
Coşkuyla, tutkuyla var ol.
Meditasyon sadece “om” değildir.
Kendine açılan yolun sessiz müziğinde hisset tüm bedenini.
Farkında ol ve kendine doy.
Zihin özeldir.
“Hayatta kalmak” kadar önemli bir görevin bekçisidir.
Bu yüzden gözünü bir an bile ayırmaz senden.
Zihin; bir düşünce makinesi.
Tıpkı bir komando gibi sert olması da onun yalın bir gerçeği.
Fakat arada ruhunu sahneye çağırmalısın ki başlasın yaşam festivali.
Otur ve derin bir nefes al.
Bırak tüm dirençleri.
Bırak tüm çabaları.
Yaşadığını hisset.
Kutla kendini.
Basit görme nefesini.
Nefes olmasa kalır mı dertlerin bir önemi?
Nefes olmasa görülemez güzelliğin resmi.
Zihin, tıpkı küçük bir çocuk gibi tüm dikkatini ister senden.
Anlayışsız bir ebeveyn gibi kızma ya da tepki verme ona.
Hemen geri dön nefesine ve meditasyona en baştan başla.
Düşün bunu tıpkı bir oyun gibi.
Kavga etme kendinle.
İçsel dünyanı et zengin.
Gördüklerimden fazlası olabilir mi? diye cesaret et ve deneyimle kendini.
Otur ve sadece dur.
Gör benliğini.
Gör değerini.
Zihin ister ki her zaman “yap”.
Onun derdi hayat mücadelesi.
Yaşamak nasıl bir his peki?
Meditasyonu sıkıcı görme.
Herkes yalnızca sakin olmayı anlatır.
Oysa ruh çok oyuncudur, coşkuludur.
Deneyimle ve yakala en güçlü yaşam hazzını.
Nefes; ruhun seninle iletişime geçebilmesi için bir köprü.
Ruh yaşam enerjisidir.
Ruh, tutkuyla yaşama enerjisidir.
Arada bir dön kendine; akışa ve derinlere dal.
Yoksa nasıl çıkacak ruhun sahneye?
Zihin dünya görevlerinden sorumluyken ve bu kadar güçlüyken, nasıl duyacaksın ruhun zarif sesini?
Bu dünyada yaşarken, nasıl hissedeceksin görülmeyeni?
Sessizlik melodisine kulak ver ki ruhun gösterebilsin kendini.
Zorlama kendini.
Yalnızca izin ver keşfetmeye varlığını, seni.
Bırak mücadeleyi ve kutla yaşamın tüm renklerini.
Zihin bir diktatör, bir eleştirmen ya da bir çocuktur bazen.
Onun vardır tek bir hedefi.
Zihin ister ki hayatta kal—önemli değildir gerisi.
Fakat yalnızca bu hedefin peşinde koşarsan kaçırırsın içindeki kozmik gezegeni.
Rahatla, kendini bırak.
Sadece bir nefes al ve başlat yaşam eğlenceni.
Meditasyonu ruhunun kapısını çalmak olarak gör.
Tutkuyla var ol.
Kalbinin birbirinden farklı attığı ritimlerin içinde dans et.
İstediğin yöne dön.
Yolculuğa çıkmak çok güzeldir.
Bir insanın en güzel seyahati de kendinedir.
Al bir nefes.
Yaşa sadeliğin saflığını.
Yaşa tek gerçek olan o anı.
Kutla her anını.
Sev zihnini ve kendini.
Ve söyle bunu, bağır kendine,
“Zihnim seni çok seviyorum ama hissetmek çok güzel!”